İki arada bir derede Gürcistan

Standard

Gürcistan tezatlar ülkesi. Bir yanda eski Sovyet dönemi yapıları, öte tarafta ise göğü delmeye çalışan gökdelenler. Zenginlik ve yoksulluk bir arada. Son yıllarda yapılan okulların, alışveriş ve iş merkezlerinin, bankaların haddi hesabı yok. Bir taraftan da milli park ve doğa alanlarının korunmasına çok önem veriliyor. Ülke genelinde Ortodoks mezhebinden Hristiyanlar ağırlıkta olsa dahi aynı ailede Müslüman ve Hristiyanlar bir arada yaşayabiliyor. Batıya uzanmaya çalışan ama ataerkil yapıdan kurtulamamış bir ülke henüz.

Image

Dünyanın üçüncü en uzun Doğu Ortodoks Katedrali’ndeyiz (namı-diğer Sameba), Tiflis’te. Cumartesi günü gitmiştik, o gün insanlar adeta evlenmek içn sözleşmiş gibiydi. Pek çok gelin-damat gördük.

Image

Tarihi Mtskheta şehrindeki Svetitskhoveli Katedrali’nde vaftiz törenine denk geldik. Büyüleyiciydi. Bu katedral UNESCO kültür mirası içinde yer alıyor. Ülkedeki ikinci en büyük kilise. Papazın elindeki haçın bir anlamı var. Efsaneye göre, Hristiyanlığın öğretilerini Gürcistan’da yaymaya çalışan Kapadokyalı kadın Aziz Nino’ya, dördüncü yüzyılda Hz. Meryem eğik kolları olan Grapevine/Aziz Nino Haçı’nı verdi. Haç, o alışılmamış şekliyle bugün Gürcistan Ortodoks Kilisesi’nin en büyük sembollerinden biri.

Yolculuğumuz Batum’dan başladı. Sarp sınır kapısından girişin TC nüfus cüzdanı ve bir TL gibi sembolik bir rakamla mümkün olması nedeniyle Türkiye’den tatil rotasını Gürcistan’a çevirenlerin sayısı son aylarda çok artmış durumda. Eğer gündüzse, siyah giyinmiş Gürcü kadınlarını ellerinde büyük alışveriş torbaları ile sınır kapısının öte yanına geçmeye çalışırken görebilirsiniz. Marshrutka (dolmuş) ve taksiler sıra sıra bekler, koltuklarını ısıtacak misafirlerini. Gece vakti olunca marshrutka biter, şanslıysanız güzel bir pazarlıkla uygun fiyata gidebilirsiniz Batum merkezine.

Karadeniz ikliminin keskin bir şekilde yerini sub-tropikal iklime bırakması ise şaşırtıcı. Sahil şeridi, sınırdan itibaren Gürcistan içinde başlar. İklim yumuşak olduğu için Kuzey Karadeniz’in o çok alışılagelmiş çam ağaçlarının yerini palmiyeler alır aniden. Yaz vakti nemi boğucu olsa da, farklı bir coğrafyanın varlığı hemen hissedilir.

Image

Batum’dayız. Karadeniz’e kuşbakışı bakarken.

İkliminin getirdiği tarımsal aktivite sayesinde Rusya’ya hurma, mandalina gibi ürünleri ihraç edebildiği için Sovyetler Birliği döneminde en zengin ülkeymiş Gürcistan. Ancak Sovyetler Birliği’nin yıkılmasının ardından Rusya ile ilişkileri kötüleşince adeta yasaklı ülke konumuna düşmüş. Endüstriyel altyapısı da olmadığı için ekonomisi çok gerilemiş. Şimdilerde ise bacasız sanayi sayesinde belini doğrultmaya çalışıyor. Turizmin yanı sıra alışveriş en temel gelir kaynağı, özellikle Adjara bölgesinde yaşayan halk için. Türkiye ve Gürcistan arasında beyaz eşya, plastik, kıyafet ticareti var.

Sovyet sonrası, kapitalizmin kendini yavaş yavaş hissettirdiği Gürcistan, henüz süpermarketlere kucak açmamış gibi. Batum’dakiler bir elin parmaklarını geçmez. Her tarafta sizi karşılayan ise çoğunluğunu kadınların işlettiği bakkallar. Bakkalların içi de panayır yeri gibi! Açıkta domuz eti ve dilim dilim sucuklar, haçapuri (pizza görünümlü peynirli pide), khinkali (büyük mantı) ve meyveler bir arada satılıyor.

Image

Tiflis’in ara sokaklarında adeta gizlenmiş olan küçük bir dükkan burası, sadece bal satılan. Balın kalitesini anlama tekniklerini öğrendik biraz, mesela balı akıtırken eğer sekiz çiziyorsa bu iyi olduğu anlamına geliyormuş.

Türkiye ile Gürcistan arasındaki ilişki sadece ekonomik alışveriş ile sınırlı değil. Sınır kapısından Türklerin girişinin kolaylaşması, Gürcistan’dan sık aralıklarla petrol alınımını da kolaylaştırıyor. Arabayla ayda dört kez sınırdan geçiş hakkı var ve sınıra yakın yaşayan Türkler gerek Sarp, gerekse Türkgözü sınırlarından Gürcistan’a geçip benzinlerini Türkiye’nin yarı fiyatına alıyorlar. Gürcistan pek fazla doğal kaynağa sahip olmadığından, topraklarından geçen Bakü-Ceyhan-Tiflis (BTC) hattı onlar için çok önemli. Bu sayede Gürcistan’da petrol sıkıntısı yok, öyle ki Rusya’nın endişelerinden biri petrolün bu hatla Türkiye, Gürcistan ve etrafından dolaşması. Yani Rusya, bu coğrafyadaki petrol iletim sürecinde kontrolünün azalmasından çekiniyor.

Bir ülkenin küllerinden yeniden doğmasıyla inşaat sektörünün gelişimini bazı ülke liderlerinin paralel görmesi, ilginç bir ayrıntı. Tıpkı Üsküp’te, 1963 depremi sonrası, halk isyan ve protesto etse bile şehri yeniden kurmak için milyon dolarlık inşaat yatırımı yapılması gibi, Batum’da da inşaat sektörünün ve ağırlıklı olarak Türk firmalarının, harlanmış bir alev gibi, çok kısa sürede ve çok hızlı bir şekilde bu kadar gelişmesi de tesadüf olmasa gerek. Yeni yapılan binalar ve bazı restorasyon çalışmaları nedeniyle ülke, şantiye alanına dönmüş durumda. Tezat da tam buradan doğuyor: Bir yanda gösterişli binalar yükselirken bir yanda halkın büyük kesimi teneke evlerde yaşamaya devam ediyor.

Image

Gecekondular ve gök delme çabasındaki binalar. Batum’a hoşgeldik!

Batum’daki iki gece Sakhalvasho adındaki eko-köyde kaldık. Bu köy, Batum yırtıcı kuş sayımına (BRC) ev sahipliği yapıyor. BRC, bu yıl 6. yılını kutlayacak ve kuş sayımı yaparak, eko-turist olarak ya da Batum Kuş Festivali’ne katılarak köydeki etkinliklere dâhil olmak mümkün. 2012 itibariyle burada bir milyonun üzerinde yırtıcı sayılmış. Karadeniz’e kuşbakışı bakılan açık bir tepede teleskop ve dürbünler karşılıyor sizi. Köydeki bütün evlerin kendine ait bahçesi var; içinde ise hurma, mandalina gibi meyveler yetiştiriliyor. Arı kovanları bile varmış, kaldığımız evde ev yapımı bal yedik.

Image

Kuş gözlem ve sayımı köyün yüksek irtifasında düzlük bir alanda kurulmuş olan teleskoplar vasıtasıyla yapılıyor. Gittiğimizde göç zamanı bitmek üzereydi.

Image

Sakhalvasho köyünden bir görüntü.

Image

Kaldığımız köyün yerlisi bir aile. O hafta Kurban bayramı haftası olduğu için bize kurabiye ve Gürcü kahvesi ikram ettiler. Hatta akşam yemeğinde kurban eti de ikram ettiler. Öte yandan aile fertleri içinde Hristiyanlar da var, yani hepsi bu bayramı kutlamıyor ve birbirlerine inanç meseleleri konusunda oldukça saygılılar.

Adjara bölgesinde insanlar yiyeceklerini kendileri üretiyorlar; çünkü alım güçleri oldukça düşük. Örneğin emekli maaşı şimdilerde 50 Lari (hemen hemen 50 TL), asgari ücret ise 150 Lari. Kaldığımız köydeki Avrupa Birliği ortaklı yırtıcı kuş sayım projesinde çalışan Alman Jasper’e göre Gürcistan’ın bu hızda “gelişmesi” kulağa çok da gerçekçi gelmiyor; çünkü esas mesele iş merkezleri ve bankalar inşa etmekte değil, onları dolduracak kaliteli eleman yetiştirmekte. Bu durum da Gürcistan’daki eğitim reformlarına göz atmayı gerektiriyor (ki ayrı bir yazı konusu olabilir).

Gürcistan, Sovyetler Birliği’nin 9 Nisan 1991’de dağılması ile bağımsızlığını kazanıyor. 2003’te Gül Devrimi ile birlikte Mihail Saakaşvili devletin başına geçiyor. Tırmanış yapmak için gittiğim Kazbegi, Stepantsminda’da kaldığım evin sahibi Giorgi, Saakaşvili’nin konuşmalarında Atatürk’ten sıkça bahsettiğini, Gürcistan için de belki Cumhuriyet reformlarını örnek aldığını söylüyor. Saakaşvili’nin ayrıca 2003’teki Gül Devriminden günümüze kadar olan sekiz yıllık iktidarında askeri, eğitimsel ve toplumsal birçok yenilik getirdiğini, rüşveti ortadan kaldırdığını ve kısa zamanda Gürcistan’ı epey kalkındırdığını da ekliyor sözlerine.

Image

Kazbegi dağında 2170 metredeki Gergeti Trinity kilisesi. Yol yukarıya, buzullara doğru çıkıyordu. Kafkas dağlarının epik görüntüsü sizi karşılıyor. Bölgede Rusya Federasyonu’nun sınır noktası da bulunuyor. Dağda tünel içinde olduğu için oraya yürüyerek gitmek mümkün değil.

2008 yılında Ruslar ile yapılan Güney Osetya savaşının kaybedilmesinin ardından Saakaşvili yönetimi, Ruslardan uzaklaşarak ABD’ye yakın bir tutum sergiliyor. Gürcistan’da yakın dönemde seçim telaşı vardı. Batı yanlısı, serbest piyasa destekçisi Cumhurbaşkanı Saakaşvili’nin Ulusal Birlik Partisi parlamentoda çoğunluğu kaybederken; Rusya’da bir servet edinmiş olan, Rusya yanlısı olarak lanse edilen İvanişvili’nin Gürcistan Hayali Partisi seçimlerden zaferle çıktı. 2012’de yapılan kamuoyu yoklamasına göre %34’ü işsiz olan halk en çok ekonomi ve sağlık alanlarında reform istiyor. İvanişvili’nin en büyük vaadi de herkese iş sağlanacağı. 2010’da yapılan anayasa değişiklikleri ile Cumhurbaşkanının yetkilerinin azaltılması ve Başbakanın yetkilerinin arttırılması, seçimlerin de demokratik biçimde yürütülmesi halk nezdinde önemliydi.

Halk; Rusya ile anlaşmanın iyi ya da kötü olduğu konusunda fikir ayrılıkları yaşıyor. 2009’da yayımlanan Kafkas Araştırma Kaynak Merkezleri (CRRC) raporuna göre, halkın yaklaşık yarısı Rusya ile politik işbirliğine olumlu bakıyor. Yaklaşık %90’ı Rusya’yı düşman görmezken, neredeyse yarısı da Rusya ile ticaretin sınırlandırılmasına karşı. Özellikle yaşlı ve yoksullar daha zor hayat koşulları ile karşı karşıya ve Sovyetler Birliği’ne özlem duyuyorlar.

Image

Batum’un ara sokaklarındaki bir evde.

Image

Batum sokaklarında bakışları delip geçen bir teyze.

Öte yandan yeni koalisyonun destekçilerini Rusya-merkezli dış politikaya ikna edip edemeyeceğinin belirsizliği, eski iktidar Saakaşvili’nin güçlü bir muhalefet oluşturması gibi nedenlerle yeni iktidar partisinin Rusya-Gürcistan ilişkilerinde nasıl bir değişim getireceği şüpheli.

Velhasıl, Gürcistan hâlâ Doğu Avrupa ve Sovyet sonrası esintilerini taşıyan ve küllerinden yeniden doğması için uğraşılan bir ülke. Gürcistan halkı, Amerika, Rusya ve kendi kimliği arasında gelgitler yaşarken bunları harmanlayarak hayallerini gerçekleştirebilecek ve istediği değişimi elde edebilecek mi, bunu zaman gösterecek.

Eko-köy: Sürdürülebilirlik üzerine düşünceleri ile meşhur Robert Gilman’a göre eko-köy, insan aktivitelerini doğayla barışık, sağlıklı bir insan yaşamını sürdürmeye yönelik oluşumlardır. Bu tanımı genişletmek gerekirse, ekoköylerin sosyal, ekonomik ve ekolojik olarak sürdürülebilir olması amaçlanan topluluklar olduğunu söyleyebiliriz.

Yırtıcı sayımı nasıl yapılıyor? Kuş sayımlarında dörtlü “zikirmatikler” ve özel bir programa sahip cep bilgisayarları kullanılıyor. Kuşun, sayımı yapan kişiye göre yön ve uzaklığı, uçuş yüksekliği, teşhis edilmişse cinsiyeti ve yaşı gibi bilgilerle beraber, avcılığın çok yoğun olduğu Adjara bölgesinde silah seslerinin sayısı ve görülmüşse vurulan kuşun türü de kayıt altına alınıyor.

Kaynakça:

1-2012’de Gürcistan’da yapılan kamuoyu yoklaması, http://www.iri.org/sites/default/files/2012%20August%2020%20Survey%20Georgian%20Public%20Opinion%2C%20June%2026-July%204%2C%202012.pdf

2- Kafkas Araştırma Kaynak Merkezleri (CRRC) raporu, http://www.css.ethz.ch/publications/pdfs/RAD-68-8-12.pdf

Advertisements

About gezginbilge

Bir sürü şey severim aslında, müzik (şarkı söylemek), tiyatro (oynamak, hayattan beslenmeyi öğrenmek), fotoğraf (çekmek, üzerine düşünmek, makine), okçuluk (hedefi ondan vurmanın uğraş isteyen bir şey olduğunu öğrenmek), yüzmek, seyahat (dünyanın her yerine gitme isteği, insan tanımak), doğa sporları (dağcılık, bisiklet, kayaya tırmanmak, ağaca tırmanmak), ekoloji, yeryüzündeki biyoçeşitlilik, koruma biyolojisi, bakteriler, evrimsel biyoloji, genetik, yazmak (yazmak için seyahat etmek) gibi..

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s