Küçük kız çocuğu

Standard

Bugün kendimi küçük bir kız çocuğu gibi hissediyorum. Babasını isteyen, arayan bir kız çocuğu gibi. Tabi ki bulamıyor. Demin aynanın önüne geçip ‘neden böylesin?’ diye sordum kendime. Ne oluyor sana? Kendine gel..

Bir sürü düşünce uçuşuyor kafamda. Mesela ömür boyu yalnız kalmak düşüncesi, şu ara yerleşti, çıkmıyor zihnimden. Ömür ne kadar uzun, kim öle kim kala bu da belli olmaz hoş da, böyle duygusal boşluk anlarında insan sorgulamadan edemiyor.

Bugünlerde düşünme şeklimi yeniden yapılandırmaya çalışıyorum. İnsanın değişmesi zor zanaat ama bir o kadar da gerekli. Söylediğim her şeyin bir sebebi olmalı içinde olduğum ortamda. Akademik ortam ya da arkadaşlar arasında dahi olsa farketmiyor. Her söylediğimi tartarak söylemem gerekiyor. Önceleri çok dikkat ettiğim bir şey değildi, belki de dikkat etmem gerekirdi. İşte bu yüzden, şu ara bocalıyorum. Öte yandan bu olması gereken bir bocalama. Kimse kimseyi kolay kolay kabul etmiyor, benimsemiyor. Değişen şeylerden biri de bu: Önceleri sanırım bu denli önemsemezdim başkalarının hakkımda ne dediği yahut ne düşündüğünü. Artık önemli geliyor.

Başta söylediğimle çelişse de, 24 yaş çocukluğumu geride bıraktığım bir yaş oldu, oluyor. Ben 23 iken de çocuktum oysa. Bu yıl pek çok anlamda biraz daha zorluyor. Belki Türkiye’ye gidip ailemi görmediğim için, belki şu ara üstüme üstüme gelen Singapur’dan dolayı, belki hatalarımı çok daha derinden farketmeye başladığım ama değişim sancılı olduğu için, belki anlaşılamamak ya da yanlış anlaşılmak ya da, ya da, ya da…

Pek çok şey sebep olmuş olabilir: Kapısını sessizce açtığında, koridorda aynayı karşısına almış ve kendisiyle konuşmakta olan beni bulan ev arkadaşımın şaşkın bakışlarına. Evvel de var (dikkat, bu bir Antalya ağzı olabilir!), ‘lütfen bunu çok çılgın bir şey gibi algılama’ deme gereği duydum. Zaten sonra da gelip sarıldı bana. İyi geldi çok. Sarılmaktan korkmasa ya insanlar. Ne güzel olur.

Bu da bir geçiş dönemi olmalı diyorum. Geçecek, geçmeli. Belki yeni bir hafta, yeni larva örneklerim iyi gelir. Bilmiyorum. Bu yazı da bugünlerdeki duygu seline dilerim bir nokta koysun.

Advertisements

About gezginbilge

Bir sürü şey severim aslında, müzik (şarkı söylemek), tiyatro (oynamak, hayattan beslenmeyi öğrenmek), fotoğraf (çekmek, üzerine düşünmek, makine), okçuluk (hedefi ondan vurmanın uğraş isteyen bir şey olduğunu öğrenmek), yüzmek, seyahat (dünyanın her yerine gitme isteği, insan tanımak), doğa sporları (dağcılık, bisiklet, kayaya tırmanmak, ağaca tırmanmak), ekoloji, yeryüzündeki biyoçeşitlilik, koruma biyolojisi, bakteriler, evrimsel biyoloji, genetik, yazmak (yazmak için seyahat etmek) gibi..

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s