Tag Archives: ups and downs

Bok

Standard

Hem güçlüsün, hem güçsüz. Hiç böyle hissettiğin oldu mu? Kendine yeten ve bağımsızsın ama başını koyacağın omuz düşüncesi çeliyor aklını. Mesele omuz değil ama omzun üzerindeki kafada. O kafa karar veremedikçe ne yapmak istediğine, seni de yerden yere vurabilir. Bir yere kadar.

Karar verebilmek için tak etmesi gerekiyor demek ki canına. Hayır demeyi sana öğreten o an gelmiştir belki de. Hayır demek de büyük meziyet, aslında sanki bunu becerebildiğinde farkediyorsun büyüdüğünü, yaptığın işin önemli olduğunu, her şeye zamanının olmadığını ve bazı şeyleri sindire sindire yaşamak gerektiğini.

Ve bunu öğrendiğinde farketmen uzun değil artık, gereksiz insanlarda zamanın akıp gittiğini. Öncesinde zihin hep şunu işlemiştir, ‘’ama ondan da şunu öğrendin’’. Hayır efendim, kaprislerde boğulmak dışında neyi öğrendin? Vaktin yok ona buna şuna. Vaktin yok onun bunun şunun kararsızlığının geçmesine, büyümesini beklemene.

Bugün boktan bir gündü. –insanlar savaşta ölüyor, sense günlük iniş çıkışlarının boktanlığında boğulmakla meşgulsün

Ama boktan bir gündü. Savaşlar konusundaki karamsarlığım ve anlam veremezliğim de kendini yer yer kayıtsızlığa bırakıyor. Özellikle Kamboçya’da kanlı Pol Pot rejimini duyup Ölüm Tarlaları’nı gezdiğimde farkettim. İnsan çıldırır çok düşünse. Bazı şeylerde mantık aramak anlamsız. Bir ülke nüfusunun dörtte birini dört yıllık zaman zarfında nasıl yok etmişler sorusuna cevap yok. Şey gibi düşünüyorum, doğanın kendi döngüsü içinde toplu yokoluşlar var. İnsanlarda da dönem dönem gücünün sarhoşluğuyla toplu kıyımlar yaratanlar olabiliyor. Buna mantık çizmiyorum, anlamaya çalışmayı da bıraktım. İnsanlar ölüyor ve ben instagram’a güzel çıktığımı düşündüğüm bir fotoğrafı koyabiliyorum. Evlerinden olurken insanlar ben Singapur’da bir kafede oturmuş kahve içebiliyorum.

-Kendime kızmalı mıyım? Herkes yaşayamıyor diye ben yaşarken utanmalı mıyım?-

Ama duyular uyarılmış ama kayıtsız. Ama çıldırmış gibi ağlarken ama ağız dolusu gülerken. –ikilemde kalmak sık yaptığım bir şey. Mutlak doğru lügâtımda olan bir şey değil. Her şey sorgulanabilir, değişken ve akışkan-. Hayat akıyor. Ben mesela boktan bu günün sonrasında kendi hayatıma ve ne yapmak istediğime dair canımı sıkarken, başkalarının aslında çok daha büyük meseleleri var. Yaşamak dedim ya hani, aslında hep dışardan göründüğü gibi değil. Mesela hep mutlu olmak diye bir şey yok. Bunu diyenler aslında içindeki çığlıklarını gören gözlere sahip değiller. O gözler uzakta. Bulması kolay değil. Günün boktanlığı biraz da bundandı.

Neyse ki kız kardeş ve bazı dostlar var. İyi ki varlar.

Abide with me Tiger

Standard

Nop. I am not turning into an alcoholic, neither becoming a hopeless person. What is life after all if you no longer have something to live for? The question I guess is, what am I living for?

Life is though, and so is studying (sometimes). I was spending my whole morning on getting the model work for my dataset. It did not, kept failing instead. At these moments, you question the common perception, which is what matters only is getting the output, not the bloody process that takes you there (and sometimes does not even take you anywhere, himm maybe to a dead-end street?).

To my experience so far doing science makes one moody at all times, up and down. Challenges are always there, apart from getting specialized in some certain field, utmost importance is that you learn how to overcome challenges, may it be related to your scientific field, or any other thing that you face in your daily life.

Well, back to the question I was asking to myself, currently (say at least for a few hours) I am living for getting the model work. I will try. Got a bit malt, which is traveling through my stomach right now, should alleviate my stress, hopefully.

So yes, abide with me Tiger.  Please.

Image